İçeriğe geç
Çeviri ArşivSeriler

Kahramanı Kim Öldürdü?

Epilog


Letin Köyü’ne ulaşmamız biraz zaman aldı. Solon’un ışınlanma büyüsü yalnızca daha önce gittiği yerlere ulaşabildiği için önce eski Marika Krallığı’nın yakınlarına gitmemiz, oradan da Letin Köyü’ne ilerlememiz gerekti.

“Büyü her şeye kadir değildir. Daha önce hiç gitmediğin bir yerin konumunu belirleyip oraya ışınlanmak imkansızdır.” dedi Solon nedense gururla.

Ama bu, daha önce Taris Köyü’ne gitmiş olduğu anlamına geliyordu.

“Ares’in ailesiyle görüşmek için yakındaki bir yere gitmiştim. Ama sonunda onlarla görüşemedim.” diye biraz somurtarak ve utanarak cevap verdi.

‘Bu adam kibirli görünse de aslında çekingen ve nazik biri.’

Shera Teyze’yi kendisi ziyaret edemediği için onunla konuşma işini bana bırakmış olmalıydı.

Işınlandığımız şehirden at kiralayıp Letin Köyü’ne doğru yola çıktık. Ben ata binmekte iyiydim ama şaşırtıcı biçimde Solon da binebiliyordu.

“Başta pek iyi değildim ama yolculuğumuz sırasında uzun süre ata binme fırsatım oldu. Bana Zack öğretti. Bana öğrettiği az sayıdaki şeyden biridir.” dedi Solon gururla.

Bir zamanlar Marika Krallığı’nın bulunduğu topraklar hala İblis Kral’ın ordusunun istilasından kalan yaraları taşıyordu. Ülkenin tamamı harap durumdaydı.

“İblis Kral’ın topraklarına yaklaştıkça böyle yerlerin sayısı artar.”

Solon bu manzara karşısında özel bir şey hissetmiyor gibiydi. Önceki yolculuğunda bunun gibi pek çok yer görmüş olmalıydı. Ama ülkenin dışına daha önce hiç çıkmamış benim için sarsıcıydı. Ne kadar az şey bildiğimi fark ettim. Annem ise mutlaka bundan çok daha korkunç manzaralar görmüştü.

Sonunda denizin yakınında bulunan Letin Köyü’ne ulaştık. Binalar ve tarlalar hala oldukça harap durumdaydı ama yol boyunca geçtiğimiz diğer yerlere kıyasla daha iyi görünüyordu. Gökyüzüne yükselen dumanlar burada hala insanların yaşadığını gösteriyordu.

Tarlalarda çalışan köylülere Zack’i sorduğumuzda nerede olduğunu hemen söylediler. İki yıl önce köyün yeniden inşasına yardım etmek için buraya gelmişti. Gayretle çalışıyor, zaman zaman ortaya çıkan canavarları da yeniyormuş. Bu yüzden köylülerin çok değer verdiği biri haline gelmiş gibiydi.

Tarif edilen yere gittiğimizde bir ev için tuğla diziyordu. Hafif dalgalı kestane rengi saçları ve saçlarıyla uyumlu kahverengi gözleri vardı. Yaşına uygun görünüyordu ama aslında pek değişmemişti. Köylülerin giydiği kıyafetler ona öylesine doğal yakışıyordu ki içlerinden biri gibi görünüyordu.

Zack yaklaştığımızı hemen fark etti. Kahraman’dan bekleneceği gibi sezgileri keskindi.

“Hey, bu Solon değil mi?!”

Şaşırmıştı. Bunca yolu gelmiştik, elbette şaşıracaktı.

Solon yanına gidip ona sarıldı.

“Seni arıyordum.”

Yalnızca tek bir cümleydi ama çok ağır gelmişti.

“Ah...” diye karşılık veren Zack de ona sarıldı. Bir süre sonra bana baktı. “Siz Prenses Alexia değil misiniz? Burada ne yapıyorsunuz?”

Beni hatırlamasına sevindim.

Solon, Zack’ten uzaklaşıp aralarında biraz mesafe bıraktı.

“Söylediğin yalanları biliyorum. Shera Teyze de biliyor.”

Zack şaşırmış görünüyordu.

“Bu biraz kötü oldu… Demek öyle. Ama Prenses neden yalnızca bunu söylemek için bunca yolu geldi?”

“Bir sözümü tutmaya geldim.”

“Söz mü?”

“Sevdiğim kişiyle evleneceğime dair verdiğim sözü tutmaya.”

“Ne?”

Şaşkın görünüyordu. Solon sırıttı.

“Yani sevdiğin kişi… ben miyim?”

‘Ne kadar da kalın kafalı.’

Sessizce başımı salladım.

“Şey…”

Zack kızarıp utanmış bir halde başını kaşıdı. Biraz düşündükten sonra,

“Başkentte güzel bir tatlıcı biliyorum. Birlikte gitmek ister misin?”

Çevirmen notu

👎👎👎 Endgame Solon ve Zack olmalıydı Alexia ne alaka.